Kayıtlar

Peygamber etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

SADR' DAN SATIRA

Resim
Merhabalar, Kalp öyle bir organ ki  "Nazargah-ı İlahi" olarak adlandırılan, manevi bir pusula,  ileti ve dağıtım merkezidir. Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) kalp için çölde savrulan yaprağa benzer, Rabbim kalbimi dinin üzere sabit kıl, buyurmuştur. Bir an gelir hüzünlenir, bir an gelir içimiz içimize sığmaz, bir an da gelir kasvetler basar, ne yapsan geçmez, ne söylesen kar etmez. Ben öyle durumları DUA vakti, niyaz vakti, yalvarış vakti, tefekkür vakti, okuma ya da dinleme vakti olarak değerlendiriyorum. Neden mi? Bunun bir manevi işaret olduğunu düşünüyorum. Belki de gün içinde yaşananların ağırlığı, sorunların üst üste gelmesi, kendimize göre çıkmazlar bize öyle hissettiriliyor. Malum aciz bir varlığız, gücümüz sınırlı, irade bir yere kadar. Bu da bize gösteriyor ki ey insan, insan olduğunu, fani olduğunu unutma.   Kalbi din üzere sabit kılmak insanın ulaşabileceği en üst mertebe olabilir. Öyle bir yaşantı olmalı ki, haramı helali bilip sınırları ...

Elalem Ne Der

Resim
  Merhabalar, "Elalem ne der" i konuşacağız. Elalem ne demez ki... Ne geldiyse başımıza ya cahillikten ya elalemden ya da nefsimizden geldi. Daha kendimizi tanımadan, tanımaya bile fırsat kalmadan, elalemciler sardı etrafı. Hem de doğar doğmaz; yok efendim üç vakit  geçmeden emzirilmez, sarı renk sarmazsan sararır, her bir ağızdan bilgiçlik nidaları. Sünnet-i Seniyye hayatımızın neresinde? Bir afet mi olması lazım uygulamak için, bir kayıp mı yaşamalıyız. Biz can verirken de olacak mı o elalem ciler. Kime göre, neye göre yaşanmalı bu hayatı! Hani Nasrettin Hoca hikayesini duymuşsunuzdur. Evladı ve eşeği ile bir yolculuk yaparlar. Oğlunu eşeğe bindirir kendi de yanında yürür. Yoldan geçen biri "Şuna bak kocaman adam yürüyor da gencecik oğlu eşeğe binmiş. Zamane gençleri işte" der. Hoca bunun üzerine oğlunu indirmiş, eşeğe kendi binmiş. Oğlu yürümeye başlamış. Az ileride başka biri "Şuna bak kocaman adam eşeğe binmiş de küçücük çocuğu yürütüyor, zavallı çocuk...

Cibril Hadisi' nde geçen soru ve cevaplar!

Resim
  Cibril hadisi olarak bilinen Abdullah b. Ömer'in, babası Hz. Ömer'den naklettiği bu hadis şöyledir: "Bir gün Rasûlullah (s.a.s.)'in yanında bulunduğumuz sırada âniden yanımıza, elbisesi bembeyaz, saçı simsiyah bir zat çıkageldi. Üzerinde yolculuk eseri görülmüyor, bizden de kendisini kimse tanımıyordu.  Peygamber (s.a.s.)'in yanına oturdu ve dizlerini onun dizlerine dayadı. Ellerini de uylukları üzerine koydu. Ve: "Ya Muhammed!  İslâm nedir?" dedi. Rasûlullah (s.a.s.): "İslâm; Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in de Allah'ın Rasulü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve gücün yeterse Beyt'i hacc etmendir." buyurdu. O zat: "Doğru söyledin." dedi. Babam dedi ki: "Biz buna hayret ettik. Zira hem soruyor, hem de tasdik ediyordu." "İman nedir?" dedi. Rasûlullah (s.a.s.): Âllah'a, Allah'ın meleklerine kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret...